4 Aralık 2007 Salı

Biraz ben, Bazen hepimiz

...Herhangi bir bokun üzerinde uçuşan, herhangi bir sinek gibi... Ya da kendi bokunu yemeye meraklı bir domuz
Aslında boklarla pek işim olmaz, arasıra "hey moruk naber?" derim o kadar. Pis kokusunu fırlatır o da git işine der gibi.
Aslında pek farkımız yok ki senden, kimi zaman kabız olup kendimize tıkandığımız anlar mı dersin, ishal misali çevreyi, kendimizi batırdığımız anlar mı... Yokulup gidiyorsun, biz de yokolmuyor muyuz nihayet görevimizin bittiği zamanlarda...
Bakma, en az senin kadar monoton hayatımızda, amaçsız ve biraz da donuk...
Hayatı ve tüm canlıları sevip, çok mutluyum diyen yaratıklara, daha doğrusu şu humanistlere çok kılım bir de mesela...
Ben çok hissizim yaşadığım şu hayata karşı, neyini seveyim. Zaten sevişmeye pek müsait değil dünya; sürekli başı ağrıyor ya da "siktir" der gibi tokatını basıp gidiyor.

Sadece gün batımın da, biraz müzik biraz sakinlik ve martılar huzur veriyor çektiğim sigara dumanına, hoşuma gidiyor.
Sen hiç, dünyaya bir daha gelsen ne olmak isteyeceğini düşündün mü Charles? Ben düşündüm... Kalem olmak isterdim, lakin hiç mürekkebi bitmeyecek bir kalem. Sürekli bir şeyler yazmak veya çizmek, ama tutanının en az italyan erkekleri kadar yakışıklı biri olmasını... Çok içli bir şairin üstelik... Belki bir "y" belki "x", adı aklıma gelmedi...

Sürekli bir kalıp peşindeyiz... Kendimizi biraz bilgin, biraz ukala, biraz içmiş, biraz dingin göstermeye çalışan kemirgen fareler gibiyiz. Sürekli vermeden alma eylemindeyiz. Sürekli... Olduğun gibi görünmektense başka bir maske altında tanınmak tatminsiz egolarımızı fişekliyor, belki birileri bu halinde orgazm bile oluyor.
Sen beni "Tanrı" olarak görsen ne değişecek ya... Yalayıp-yutma merâsiminden sonra in cin top oynacak ortalıkta.

En sonun da yalnız kalacağını anlamak sana da zor geliyor mu Charles. -Ne zannediyordun ki?
Hepimiz kalabalığı oynayan amatör oyuncular gibiyiz. Veya bir çoğumuz...
Şizofren olmayı çok isterdim, bu 15 yaşından beri böyle. Bir düş, bir hâyal bile olsa gece yarısı uyanıp eylemsizliğin verdiği sıkıntıya birebir ilaç gelirdi doğrusu. "Düşünde yarattığın bir adam" ne kadar ilaç olurdu orası muamma. Olmayan bir birey yalnızlığımın kompozisyonu konumunda. Kapıyı çalmadan içeri giren patavatsız misafir gibi, köşe başımda beni daha da delirtmeye müsait bir süliet iyi gelir miydi tam bilemiyorum. Aslında bu o kadar da iyi bir fikir olmayabilir. Düşünsene "düşünde yarattığın bir adama, âşık olduğunu" ne vahîm bir durum. Seninle sevişmeye kalksa, olmayan bir beden, hissiz dudaklar... Sevişmeyi çok severim ben, sapık ruhlu bir bünyen var derdi bana hep beden öğretmenim. Nereden de biliyordu pis ayyaş böyle olduğunu. Meçhul...

Bazen kendimi tırmarhane de, sigara içtiğini zanneden lakîn elindekinin aslında bir çubuktan ibâret olduğu paronoyak deliler gibi hissediyorum. Dünya ve üzerindekiler birer pislikmiş gibi düşünüp elime bidonlar dolusu suyla; koşup bir hışımda üzerlerine su dökmeyi planlıyordum. Evet, onları temizlemeyi. Fakat ben o kadar iyi ve düşünceli biri değildim. Olmakta istemem. Benden, kimliğimden başka hiç bir birey ilgilendirmiyor şu yerde sürekli orda burda koşturan karınca kadar... Yalnız öleceksem hayat sonunda, ölüm gelene kadar yalnızlığımla sürüp gitsin bu seleksiyon.

Hayat çok sıkıcı ve dayanılmaz oluyor bazen Charles... Kendi kendimi bir iple boğazlasam bu kadar sıkıcı gelmezdi heralde.

-Karşı ki camdan aşağı doğru bakıp, küçük çocukları izleyen nineye bak... Çok az ömrü kalmış gibi yitik bakıyor gözleri.
O da bir zamanlar "kutu kutu pensecilik" oynadığı şu yaşamın, bir kibritin yanıp sönmesi kadar kısa olduğunu daha şu yaşında anlıyor belki de... Çalışıp didindiği, ağlayıp sızlandığı, bir çok şey de isyanlar saçtığı şu hayatın; boşluğunu, iç geçirdiğinde anlar gibi oluyorum. Hepimizin kibritleri anne karnından çıktığımızda yakılıyor. Kimimiz eğrilip büyrülüyoruz yaşadıklarımızla, kimimiz o yanan ateşe rağmen dimdik ayakta kalmayı becerebiliyoruz...
Hayat zor Charles, hiç olmadığı kadar. Ama ben ne onu, ne yanmakta olan ateşi aldırmıyorum. Böylesi de kolay değil ama; hepimiz zaten olmak istediğimiz gibi görünen birer amatör oyuncular değil miyiz ki... Boşver diyorum, boşver. Yak şurdan bir sigara daha...


Elf, 27|11|07
Destabilize
başarısızlığaövgü

Hiç yorum yok: